PINAR SELEK KİMDİR?

Diğer başlıklar dışındaki genel bölüm

PINAR SELEK KİMDİR?

Mesajgönderen muhacir » 11.02.2007, 14:07

Bombacı kız Leyla”
nasıl Pınar Selek oldu?

Apo: “Pınar kafası çalışan kadın, gazetenin başına geçsin”
Bilindiği gibi bundan 7.5 yıl önce Türkiye, Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamayla sarsılmıştı. 3’ü çocuk 7 kişi ölmüş, 127 kişi yaralanmıştı. Meydana gelen patlamadan iki gün sonra Pınar Selek zanlı olarak gözaltına alınmış, ardından tutuklanarak 2.5 yıl cezaevinde kalmıştı. O günün gazeteleri olayı “bombacı kız yakalandı”, “PKK’nın dişi teröristi yakalandı” şeklinde vermiş, Türk kamuoyu Pınar Selek’i bu şekilde tanımıştı. O günden sonra Pınar Selek adı gündemden düşmeyen isimler arasında yer aldı.

1971 İstanbul doğumlu olan Pınar Selek, Notre Dame de Sion Lisesi’sinden amaca uygun olarak yetişmiş öğrencilerden biridir. Türk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlık duygularını lise yıllarında kazanan Selek, Ankara ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi almış, üniversite yıllarında yürüttüğü çalışmalar sayesinde Fransa’nın ilgisini çekmiş ve yüksek lisansını yapmak üzere Fransa’dan davet almıştır. Fransa’da ekonomi üzerine yüksek lisans yaparken birdenbire “Türkiye’deki Savaşâ€ konusunda araştırma yapmaya karar vermiştir. Sosyolojik açıdan “PKK ve Türkiye’deki Savaşı” inceleyen Selek, araştırmaları çerçevesinde Apo’yla bile görüşmüştür.

Türkiye’ye döndükten kısa bir süre sonra, Mısır Çarşısı Davası’nın bir numaralı sanığı olarak tutuklanmış, iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra bilirkişi heyetinin hazırladığı raporlarda patlamanın gaz sıkışması sonucu meydana geldiği yönünde görüş bildirilince 2000’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiştir.

Pınar Selek cezaevinden çıktıktan sonra da çalışmalarına devam etmiştir. Şu an kendisi PKK’nın yayın organı olarak bilinen Özgür Gündem Gazetesi’nde köşe yazarıdır. Bir süredir malum gazetenin yayın danışmanlığını yapmaktadır. Gazeteye yakın çevreler, künyede ismi olmayan Selek’in tepe yöneticisi olduğunu ve göreve Apo’nun isteği üzerine getirildiğini iddia etmektedirler. Pınar Selek ise kendisiyle yapılan röportajlarda bu iddiaları yalanlamamaktadır.

Selek aynı zamanda PKK’nın siyasallaşabilmek için kurduğu Demokratik Toplum Hareketi’nde eşbaşkanlık için adı geçen isimlerden biridir.

Tüm bunlara rağmen, Pınar Selek, tutuksuz yargılanmak üzere 2000’de serbest bırakıldıktan sonra, Türk kamuoyuna adeta bir demokrasi kahramanı olarak lanse edilmiştir.

Yakalandıktan hemen sonra “dişi terörist” olarak tanımlanan Selek, bir anda aynı medya tarafından mağdur olarak yansıtılmaya, fikirlerinden dolayı ceza alan fikir suçlusu olarak tanıtılmaya başlanmıştır. Üç çocuğun ölümü ile sonuçlanan Mısır Çarşısı patlamasının zanlısı aslında sokak çocuklarının dostudur!

Medyaya göre Pınar Selek, “sokak çocuklarının ve transseksüellerin haklarını savunan, anti-militarist ve feminist bir aydındır. Kürt olmamasına rağmen, Türkiyelilik kavramı çerçevesinde kendisini tanımlamaktadır ve ezilen Kürtlerin haklarını savunmaktadır. Türkiye’deki kirli savaşa karşıdır. Türkiye’de yıllardır süregelen savaşın nedenlerini, barışı hangi güçlerin engellediğini ve savaşın taraflarından biri olan PKK’nın bu konuda ne düşündüğünü, nasıl bir politikası olduğunu araştırmak istemiş, bu yüzden tutuklanmıştır”.

Oysa barış yanlısı olarak tanıtılan Selek, cezaevinden çıktıktan sonra kaleme aldığı “Başaramadık” adlı kitapta değil silahların bırakılmasını, “isyanların, katliamların, soykırımların sisli tarihini okunmadan, silah tutun ellerin motivasyonunun anlaşılamayacağını” anlatmakta, 1996’da kendini askerlerin içinde patlatan Zilan adlı bir kadın teröristin propagandasını yapmaktadır. Anti-militarist Pınar Selek silahlar Türk Devleti’ne karşı doğrulunca savaş yanlısı, silah yanlısı oluvermektedir. Silahlar teröristlere doğrulunca da savaş karşıtı kesilmektedir.

Terörist mi, fikir suçlusu mu?

Mısır Çarşısı Davası aynı güçlerce aslında yasalara aykırı bir biçimde sürekli müdahale edilen, dava sonuçlanmadığı halde yorum yapılan bir dava haline gelmiştir. En çok tartışılan mesele patlamanın bombalı bir saldırı mı, yoksa gaz sızıntısından mı meydana geldiği olmuş, dava sürecinin başında patlamaya gazın neden olduğuna karar verilerek Selek, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

Ancak Selek’in rahatlığı uzun sürmemiş zanlılardan ikisinin itirafçı olması ile dava seyir değiştir. Mısır Çarşısı davasının diğer sanıklarından Alaattin Öğet ve kız arkadaşı Kadriye Kübra Sevgi 3.5 yıl sonra itirafçı olmuş, patlamanın bombadan kaynaklandığını ve Pınar Selek’in “Leyla” kod adlı PKK üyesi olduğunu ileri sürmüşlerdir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, deliller bir bütün olarak incelenmesinin ardından patlamanın bombalı saldırı sonucu gerçekleştiğinin anlaşıldığını belirtmiştir. Böylece 7 yıldır süren davanın ardından çelişkili bilirkişi raporlarının incelenmesinin ardından patlamanın bombalı saldırı sonucu gerçekleştiği anlaşılmış, mahkeme bu sonuca göre karar verebilme noktasına gelmiştir.

22 Aralık 2005’teki duruşmada Savcı Saraç, sanık ifadelerine göre, “Leyla” kod adını kullanan Pınar Selek’in atölyesine “Azad” kod adlı Abdülmecit Öztürk’ün bomba yapımında kullanılan malzemelerin getirdiğini, patlama düzeneğini hazırlayan bombayı Mısır Çarşısı’ndaki Ünlüoğlu Büfe’ye bıraktığını ileri sürdü.

Savcı, yasadışı PKK örgütünün üyesi olmak, patlayıcı madde atmak ve TCK’nın 125. maddesi uyarınca “devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya kalkışmak suçundan müebbet hapis istedi.

PKK’nın yayın organı Özgür Gündem Gazetesi, Pınar Selek’in ağır hapis cezasına çarptırılmasından sonra, Pınar Selek’le yaptığı röportajın sonuna bir çağrı eklemeyi unutmadı: “Mısır Çarşısı Davası demokratik kamuoyu tarafından diğer 301. ve 305. maddeden açılan ve ifade özgürlüğünü engelleyen davalar gibi değerlendirilmeli, Türkiye aydınları, demokrat insanları Pınar Selek’e yapmış olduğu bir araştırmasından dolayı kurgulanmış olan bu komployu, diğer ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik açılan davalar gibi değerlendirilmeli ve kendisini mücadelesinde yalnız bırakmamaları” gerekmekteydi.

Nitekim öyle de olmuş, duruşmaya Almanya Aochen Barış Ödülü Yönetim Kurulu üyesi Denis Dion Dreiesbursch, SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, Barış Girişimi’nden Osman Kavala, Yazar Aslı Erdoğan, gazeteci İrfan Uçar, Sanatçı Ferhat Tunç, Tuncelililer Derneği başkanı Nimet Tanrıkulu, Demokratik Özgür Kadın Hareketi, Feminist Kadın Çevresi gibi çoğu PKK’ya yakınlığı ile bilinen dernek ve kişiler, PKK destekçisi AB temsilcileri katılmışlardı.

Pınar Seleke’e destek açıklaması yapan 37 kadın suç işliyor:

Mısır Çarşısı Davası başından beri bir çok kez hukuk dışı müdahale girişimleri olan bir dava haline gelmiştir. Her şeyden evvel sonuçlanmamış bir dava için yorumda bulunmak, eylem yaparak kamuoyunu ve mahkemeyi etki altında bırakmaya çalışmak suçtur. Buna rağmen gazetelere ilanlar verilmekte, yabancı ülkelerin temsilcileri taraf olarak davaya müdahil olabilmektedir.

Örneğin, Pınar Selek için istenen ömür boyu ağır hapis cezası isteminin ardından 37 kadın Özgür Gündem’in çağrısına cevap vermekte gecikmedi. 37 kadın açıklamada bulunarak, Pınar Selek’in feminist, anti-militarist, şiddet karşıtı bir araştırmacı olduğuna tanığız açıklaması yaptılar. Aralarında Perihan Mağden, Aslı Erdoğan, Filiz Koçali gibi isimlerin bulunduğu “Türkiyeli” tanınmış kadınlar, Özgür Gündem’in çağrısına uyarak, Pınar Selek davası’nın düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini talep ettiler.

Böylece sonuçlanmamış bir dava hakkında yorumda bulundular ve yorumlarını gazetelerde ilan ederek davanın seyrini etkilemeye çalışarak suç işlediler.

Yıllardır yaptıkları Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti karşıtı etkinlik ve çalışmalarla bizleri şaşırtmayan bu isimlerin arasında Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner de var.

Cumhuriyet Gazetesi de, Özgür Gündem’in çağrısına uygun hareket eden medya kuruluşlarından biri oldu. 37 kadının Selek’e destek metinleri Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.

7 Kişinin ölümü ve 127 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan ve PKK eylemi olduğu ispatlanan bir davanın sanığını savunmak Cumhuriyet Gazetesi’ne, kod adı “Leyla” olduğu iddia edilen, PKK’nın kadın teröristi olmakla suçlanan Pınar Selek’i savunmak Şükran Soner’e kaldı.

Cumhuriyet Gazetesi, Apo’nun gazetesinin yayın yönetmenini aklamak için kullanılan bir araç haline getirildi.

Ne de olsa Pınar Selek de Cumhuriyet Gazetesi’ne saldırı olurken kendi köşesinde İlhan Selçuk’u vefa ve saygı ile selamlamıştı.
nur aslan
TÜRKSOLU.COMDAN ALINTIDIR
muhacir
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 1817
Kayıt: 17.09.2006, 12:54
Konum: Türkiyem


0 kez teşekkür etti.
0 mesajına 0 teşekkür aldı.

Dön Serbest Kürsü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir