Nerede o eski günler?

Şiirler,kitaplar,yazarlar,şairler,yazılar ve sözler

Nerede o eski günler?

Mesajgönderen sevgimirem » 25.01.2009, 16:15

NEREDE O ESKİ GÜNLER

ESKİDEN

Çember çevrilir, Su çeşmelerden içilir, Topaç döndürülür, Misket oynanır, Ağaçlara tırmanılırdı

Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Arabalar telden, Resimler kömür karasından yapılırdı.

Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur

Saatli maarif okunurdu.

Komşuda pişen Bize de pişer, Bizde pişen komşuya düşerdi.

Eve misafir getirmek için akşam namazına camiye gidilir, Namazdan sonra görülen yabancı misafir nezaketle eve buyur edilir, ağırlanırdı.

Geceler ayaz, sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu. Çimenlerin üstüne sırtüstü yatıp,masmavi gökyüzüne bakıp dalaar giderdik.

El feneriyle aydınlanır yollarımız, gaz lambasıyla ışırdı odalarımız.

Turşu, salça, bulgur, Yufka, mantı evde yapılır, Sular toprak küplerde soğutulurdu.

Erik ağacının çiçeği pencere camımıza yaslanır, kavak ağaçlarına yuva yapardı serçeler, Gazel yaprakları bahçemize düşerdi.

Kardan adam yapılır, Evlerde meşe odunuyla soba yakılır, Kış gecelerinde uzun masallar anlatılırdı heyecanla.

Merdivenler tahtadan, gıcırtıyla çıkılır, Yine tahta balkona asılırdı biber patlıcan kuruları.

Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahallelerde tiz düdüklü bekçiler dolaşırdı.

Ajans radyodan dinlenir, Çizgili romanlar okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı rengârenk.

Belki haberimiz yoktu şimdiki gibi küçülen dünyadan, Ama bizim dünyamız çok büyüktü.

İmece usulüyle sürülürdü tarlalar, imece usulüyle biçilirdi ekinler, Sarı öküzün çektiği gemle sürülür harmanlar, çocuklar ona binerek sevinirlerdi lunapark olmasa da..

Özenle yazılır mektuplar, içine yürekle beraber, kurutulmuş gül yaprakları konurdu mis gibi koksun diye.

Yemeğe besmeleyle başlanır, soğan ekmek te olsa sonunda Elhamdü lillah denirdi.

Daha temiz ve berrak akardı çeşmeler gürül gürül. Daha güzel öterdi kuşlar cıvıl cıvıl.

Küçükler büyüklerin yanında ayaklarını uzatmaz, yüksek sesle konuşmazlardı.

Çayın içine tatlansın diye pekmez ilave edilir, yoğurda şeker katılıp yenirdi.

Ayran, ninemizin yaptığı mis kokan yoğurt yayılarak yapılır, Yağlı dürüm yemek için sırada beklenirdi.

Gecenin karanlığını uzaktan uluyan köpek sesleri bozardı bazen,

Karlı kış aylarında çakallar şehir sokaklarına iner, uluma seslerini duyunca korkudan yorganın altına sokardık başımızı.

Hayat Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi..

Her gün yaşanacak bir şey vardı, Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı.

Bayramlarda bize alınan lastik ayakkabıyı yastığımızın kenarına koyarak sevinçle uyur, çok güzel rüyalar görürdük.

Belki yokluk vardı, kıtlık vardı ama huzur vardı, tevekkül vardı, büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı.

Şimdi öyle mi?:

Hayat tek başına yalnız kendisi için yaşanır oldu.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek fakiri görmezden geldik.

Şimdi Herkes Yoğun, Herkes Yorgun ve tek başına kendi dünyasında.

ALLAH için denince yok, gösteriş riya için çok. Her şey var, hiçbir şey yok, şükür yok, tevekkül yok, kanaat yok.

Şimdi siz söyleyin geçmiş geri mi gelse..

Bu kadar kirlenen dünyada ben geçmişte yaşamak istiyorum Arkadaş.



A.Kadir Öksüz
http://www.videoislami.com/view/33/-ehi ... -g-l-mser/

Sizin oynadığınız uzun eşek, birdir bir,
Ya bizimki o tek yol bir tanedir BİR' dir BİR...
N.F.K
Kullanıcı avatarı
sevgimirem
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 134
Kayıt: 12.11.2008, 17:23


2 kez teşekkür etti.
19 mesajına 25 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen Gülirana » 25.01.2009, 18:42

ben geç kalmışım o günlerde yaşayamadım ama annemden babamdan dinledim .. güzel günlermiş .
hangi yaşta olusak olalım hep eskiye bir özlem var ..
gün gelecek bu günümüzü de ''ah eskiden ne güzeldi ''diye yaad edeceğiz ...
güzel paylaşımdı teşekkürler
Kullanıcı avatarı
Gülirana
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 719
Kayıt: 15.04.2008, 08:45
Konum: İstanbul


2 kez teşekkür etti.
11 mesajına 18 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen unutulur » 25.01.2009, 23:50

sevgimirem yazdı:[color=#800040]

Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Arabalar telden, Resimler kömür karasından yapılırdı.
Özenle yazılır mektuplar, içine yürekle beraber, kurutulmuş gül yaprakları konurdu mis gibi koksun diye.
Belki haberimiz yoktu şimdiki gibi küçülen dünyadan, Ama bizim dünyamız çok büyüktü.
Belki yokluk vardı, kıtlık vardı ama huzur vardı, tevekkül vardı, büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı
Hayat Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi..



O günleri dolu dolu yaşamış o günlere birebir tanıklık etmiş biri olarak o günler güzeldi .
Her dönemin kendine ait bir güzelliği vardır elbette,ancak o dönemin en güzel yanı insanların birbirlerine duyduğu saf temiz,katıksız ,karşılıksız ve çıkarsız sevgilerinın olmasıydı.Sevginin olduğu yerde güzellik vardı, dostluk, komşuluk arkadaşlık,kardeşlik insanlık vardı, en önemlisi saygı vardı....
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen venom » 29.01.2009, 02:12

Kuş Hatıraları

Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

Kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.

Yerli malı kullanan
yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru üzüm incir fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm ve inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...

Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nureddin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü koz helvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...

Top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalarımızın elinden
yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.

Hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gökırpan ve isimleri takılan yıldızları
vardı.

Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı
Bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan Harmanı
belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlam idi.

Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önünde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.

Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.
Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Şişhanede mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

Muammer Karacan'nın adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız
vardı.

Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
biraraya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotoğrafımız vardı.

Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray'ın sularının çekildiğini yazdı
gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko'nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.

Ne Harman sigarası kaldı geriye
ne Olimpus gazozu
ne Sadri Alışık.

Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey.
Herşey Maltepe sigarasının
hep arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişdi belki de .
belki de biz bir rüya mı görmüştük?

Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?


İbrahim SADRİ
Yoluna baş koymaya hazırım ya, başını da yollarımda isterim, unutma!
Kullanıcı avatarı
venom
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 636
Kayıt: 02.03.2008, 15:38
Konum: 36-42 Kuzey Paralelleri; 26-45 Doğu Meridyenleri


30 kez teşekkür etti.
29 mesajına 45 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen sevgimirem » 29.01.2009, 13:44

gönderen Gülirana » 25.01.2009, 18:42

ben geç kalmışım o günlerde yaşayamadım ama annemden babamdan dinledim .. güzel günlermiş .
hangi yaşta olusak olalım hep eskiye bir özlem var ..
gün gelecek bu günümüzü de ''ah eskiden ne güzeldi ''diye yaad edeceğiz ...
güzel paylaşımdı teşekkürler



Nerede o eski günler?
gönderen unutulur » 25.01.2009, 23:50
O günleri dolu dolu yaşamış o günlere birebir tanıklık etmiş biri olarak o günler güzeldi .
Her dönemin kendine ait bir güzelliği vardır elbette,ancak o dönemin en güzel yanı insanların birbirlerine duyduğu saf temiz,katıksız ,karşılıksız ve çıkarsız sevgilerinın olmasıydı.Sevginin olduğu yerde güzellik vardı, dostluk, komşuluk arkadaşlık,kardeşlik insanlık vardı, en önemlisi saygı vardı....


Size katılıyorum yorumlarınız için teşekkür ederim,
o günlerin geri gelmeyeceğini bilmek beni çok üzüyor
...

Ynt: Nerede o eski günler?
gönderen venom » 29.01.2009, 02:12

Kuş Hatıraları


Kuş Hatıraları en çok sevdiğim şiirler arasındadır,çok teşekkkür ederim evlat sağol...
http://www.videoislami.com/view/33/-ehi ... -g-l-mser/

Sizin oynadığınız uzun eşek, birdir bir,
Ya bizimki o tek yol bir tanedir BİR' dir BİR...
N.F.K
Kullanıcı avatarı
sevgimirem
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 134
Kayıt: 12.11.2008, 17:23


2 kez teşekkür etti.
19 mesajına 25 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen unutulur » 29.01.2009, 15:55

venom yazdı:
Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.


güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.



Çok güzel bir İbrahim Sadri şiiri.
Teşekkürler Sevgili Venom Kardeşim.
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: Nerede o eski günler?

Mesajgönderen baççişmeli » 29.01.2009, 18:47

sevgimirem yazdı:
ALLAH için denince yok, gösteriş riya için çok. Her şey var, hiçbir şey yok, şükür yok, tevekkül yok, kanaat yok.


Bu kadar kirlenen dünyada ben geçmişte yaşamak istiyorum Arkadaş.



A.Kadir Öksüz



cok güzeldi.teşekkürler
Kullanıcı avatarı
baççişmeli
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 1623
Kayıt: 28.05.2006, 18:55


74 kez teşekkür etti.
23 mesajına 33 teşekkür aldı.



Dön Şiir-Edebiyat-Yazılar-Sözler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 20 misafir

cron