12 Eylül Darbesi

Kişiler,Olaylar,Eserler vb. Konular

12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen cacabey » 02.09.2008, 22:22

12 Eylül Darbesi veya 1980 Darbesi, Türkiye'de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı.


Sıkıyönetim ilanı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi, radyodan okunan ilk bildiriye göre:
İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.[1]
12 Eylül dönemi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları tarafından oluşturulan askeri cunta Milli Güvenlik Konseyi adı altında 1983 genel seçimine kadar Türkiye'ye ilişkin tüm kritik kararları aldı.
Darbe ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını değiştirildi ve cuntanın belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa, 1982 yılındaki halk oylamasında, yüzde 92'lik "Evet" oyu ile büyük farkla kabul edildi. Halk oylamasında 'Hayır' oyu kullananları sandık başında baskı altında tutmak için rengi dışardan görünen oy pusulaları kullandırıldığı iddia edildi ama bu, Anayasa'nın çok büyük çoğunlukla kabul edilmesini açıklayan tek neden değildi. Anayasa'nın kabulünün bir başka önemli etkeni olarak, ihtilal öncesi iç savaş ortamı nedeni ile vatandaşların kendi hayatlarından endişe etmesi de ifade edilir.[2]
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'de halkın önemli bölümü tarafından sosyal,siyasi ve ekonomik sorunların hiçbirine çözüm bulamayan iflas etmiş parlamenter rejimin 'haklı' alternatifi olarak görüldü. Bu nedenle, darbeye bir direniş olmadığı gibi, büyük çoğunluk, darbe liderlerini, ülkenin yeni liderleri olarak kısa sürede benimsedi.
Aynı halk oylamasında, Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi. Kabul edilen Anayasa'da, cunta üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde, seçimlerle iktidara gelen hiçbir hükümet tarafından kaldırılmadı ve 12 Eylül liderlerinin dokunulmazlığı sürdü.

Darbe gerekçeleri

12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerekçeleri arasında ülkede yaygınlaşan siyasi cinayetler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birçok tur ardından Cumhurbaşkanı'nı seçememesi ve 6 Eylül günü Konya'da Necmettin Erbakan önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin şerîat amaçlı bir kalkışma girişimi olarak nitelediği yürüyüş gösterildi.
Ülkede tırmandırılan sağ - sol ve alevi - sünni gerginliği bireysel ve kitlesel siyasi cinayetleri besledi. 12 Eylül 1980 öncesinde sağ ve sol siyasi hareketin önde gelen temsilcileri cinayetlere kurban gitti. Doç. Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, Gün Sazak, Nihat Erim ve tanınmış birçok kişi sağ ve sol gruplara mensup militanlar tarafından öldürüldü. Darbe öncesinde siyasi cinayetlerin sayısı her gün 30'a yaklaşıyordu.
12 Eylül 1980'e gelindiğinde 19 ilde sıkıyönetim uygulanıyordu.
Ülkede, yönetemeyen hükûmet, karar alamayan Meclis ve ardı arkası kesilmeyen siyasi cinayetlerin yol açtığı yılgınlık havası, 12 Eylül öncesi dönemin son Başbakanı Süleyman Demirel'in "70 sente muhtacız" sözü ile özetlenen işsizlik, kıtlık ve işyeri anlaşmazlıkları ile yoğunlaştı.
Darbe ardından, siyasi cinayetlerin çok kısa sürede sona ermesi, güvenlik güçlerinin şiddet eylemlerini darbe öncesinde neden önlemediği / önleyemediği sorularını da beraberinde getirdi. Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter'a "bizim çocuklar işi bitirdi" anlamında bir mesajın, bir toplantının ortasında iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül'de ABD'nin rolü konusunu da tartışmalara açtı. Darbeden sonra ilk idam edilenler 9 ekim 1980 tarihinde ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ve sol görüşlü Necdet Adalı olmuştur.
.
12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Bu durum, siyasi partilerin sürekliliği konusunda tarihsel sorunlar yaşayan Türkiye'de siyasi temsilin demokratikleşmesi önünde yeni bir engel oluşturdu, siyasi gelenekler geçici de olsa alt-üst edildi.

1983 Genel Seçimleri

Ana madde: 1983 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri 6 Kasım 1983 genel seçimine, kapatılan eski siyasi partilerin hiçbiri katılamadı; 1982 yılında hazırlattığı Anayasa'yı onaylayarak cuntayı destekleyen seçmen, cuntanın işaret ettiği emekli Orgeneral Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi

ABD'nin rolü

İlk kez Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül 04.00 (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın your boys have done it -- seninkiler yaptı/bizim çocuklar işi bitirdi - anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. Henze'den sonra Ankara’daki çocuklar başardı şeklindeki mesaj Başkan Jimmy Carter’a iletilmiştir. Paul Henze 2003 yılında bir Türk gazetesine verdiği demeçte Bizim çocuklar işi başardı sözlerinin Mehmet Ali Birand'ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand 1997'de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze'i yalanlamıştır...

Sıkıyönetim uygulamasının kaldırılması

Sıkıyönetim uygulamasının tarihlere göre kaldırıldığı iller:
19 Mart 1984 Bilecik, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, izmir, Sinop 19 Temmuz 1984 Afyon, Amasya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Çorum, Muğla, Nevşehir, Niğde, Rize, Sakarya, Tekirdağ, Yozgat 19 Kasım 1984 Denizli, Giresun, Kayseri, Konya, Manisa, Uşak 18 Mart 1985 Antalya, Bursa, Eskişehir, Hakkari, İçel, Kocaeli, Malatya, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Tokat, Zonguldak 19 Temmuz 1985 Ankara, Artvin, Edirne, Erzincan, İzmir, Ordu 19 Eylül 1985 Trabzon 19 Kasım 1985 Adana, Adıyaman, Ağrı, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kars 19 Mart 1986 Bingöl, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa 19 Mart 1987 Van 19 Temmuz 1987 Diyarbakır, Mardin, Siirt
Darbenin sonuçları

650.000 kişi göz altına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi kaçarken vuruldu.
95 kişi çatışmada öldü.
73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
Kaynak:

Kaynakça

^ Radyodan okunan ilk bildiri, Belgenet
^ Şimdi anladınız mı o yüzde 92'yi - Ertuğrul Özkök - Hürriyet
^ Sıkıyönetim uygulaması, Belgenet
^ "Darbenin bilançosu", Cumhuriyet Gazetesi, 12 Eylül 2000
Gözlerimdeki pırıltıyı fark ettiğin zaman,
Üşenme sarıl boynuma anlamışımdır mutlaka sevdiğini,
Belli olur gözlerimden hemen,
Alışık değiller çünkü öyle parlamaya,
Kullanıcı avatarı
cacabey
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 3057
Kayıt: 16.03.2008, 13:16
Konum: Her Zaman ve Her Yerde


47 kez teşekkür etti.
81 mesajına 105 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen unutulur » 03.09.2008, 00:16

        12 Eylül 1980 henüz lise ikinci sınıf öğrencisiyim,Sabah saat 5:00 sularıydı.Tüm mahalleyi inleten  bir sesle uyandım,Birisi yüksek sesle ve hoparlörden mahallemizde konuşma yapıyordu.Uykulu gözlerle olayı anlamamış  Allahım bu adamın derdi ne böyle bağırıp duruyor demiştim.
        Sonra konuşmayı dinlemek istedim,bu ses ihtilal olduğunu insanların evlerinden çıkmamaları gerektiğini ve sıkıyönetim ilan edildiğini  söylüyordu.Bunu söyleyen ise askeri bir cemse aracının üzerindeki gür sesli bir askerdi. Bu askerin bu sözlerine inanmayan iki ablam sabahın ilerleyen saatlerinde işine gitmek üzere yola koyuldular ancak yüz metre gitmeyi bile başaramadan geriye döndüler.
        Söylenenler gerçekti ve ihtilal olmuştu ve sıkıyönetim ilan edilmişti.
        O günleri bugünmüş gibi hatırlıyorum,nice canlar yandı nice ocaklar yıkıldı ve en önemlisi nice genç beyinler yok olup gitti.
        Kader bu ya aradan geçen iki yıldan sonra işe girmiştim.12 Eylül darbesiyle yargılananların ve ceza alanların tümünün dosyası bizim ellerimizdeydi.O dönemde siyasi hükümlüler için iki Cezaevi bulunuyordu Çanakkale ve Malatya cezaevleri,hüküm alıp bu cezaevinde yatan binlerce kişinin dosyası ellerimdeydi.Hatta haklarında idam kararı verilenlerin dosyalarıda benim ellerimdeydi . İşten  arta kalan vakitlerde  sağcı solcu diye ayırıma tabi tutulan bu siyasi hükümlülere ait şahsi dosyaların hepsini tek tek okumuş ve  hepsinin dosyasını incelemiştim,mesai sonrası o dönem iş arkadaşım olan  eşimle  birlikte bu dosyaları okuyorduk,Bu konuda ne çok bilgi ve dökümana  sahiptik,  ne gariptir ki neredeyse bir tane bile lise mezunu yoktu.Hepsi ya üniversite mezunu yada üniversite öğrencisiydi.O dönemde bu beni çok etkilemişti.Hepsi okumuş ve bilgili gençlerdi.
        Bununla birlikte 12 Eylül ile birlikte nice ocaklar söndün nice aileler perişan oldu ve nice okumuş genç beyinler sağ ve sol diye ayrılarak yok olup gittiler.Türkiye ihtilalle birlikte geleceğin doktor,avukat mühendis yada bilim adamı olacaki genç ve dinamik beyinlerini kaybetti
      Sadece bunlarımı kaybettik,Türkiye her ihtilalle 50-60 yıl gerilemiş oldu.12 Eylül ihtilaliylede aynı şey olmuş gerelimiştik Türkiye çok şey kaybetti.
        Sonra .........Sonrası malum...Kendini kurtaranların çoğu Özal dönemiyle birlikte kapitalist düzenin çarkına uydurarak sağcı ve solcu olduklarını  unuttular, olan idam edilenlere oldu.
        Cezaevinde yıllarca sorgusuz sualsiz yatıp sonra suçsuzsunuz diye salıverilen bir çok lise arkadaşımın ağır cezaevi koşullarında ve gördükleri işkence neticesinde onulmaz hastalığa tutulmuş olduklarını ve sonraki yaşamlarına uyum sağlayamadıkları için öldüklerine tanık olmuştum.
        Yaşım çok genç olmasına rağmen bu dönemi çok ağır atlatmıştım .
        Dilerim Türkiye bu ihtilallerden ders almış olsun.
 
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen Deniz. » 03.09.2008, 19:24

        o günlerde yaşamadım bilmem annem ara sıra anlatır.
Deniz.
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 261
Kayıt: 01.08.2008, 16:48
Konum: Alanya


0 kez teşekkür etti.
0 mesajına 0 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen baççişmeli » 03.09.2008, 20:15

9 yaşındaydım. ne olup bittiğini tam anlayamadığımız günlerdi.gencecik insanlarımızı kaybettik.Allah bidaha yaşatmasın o günleri.
siz şelale diyorsunuz ya,,benim aklıma hep suyun intiharı geliyor.
Kullanıcı avatarı
baççişmeli
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 1623
Kayıt: 28.05.2006, 18:55


74 kez teşekkür etti.
23 mesajına 33 teşekkür aldı.

28 Yıl önce bugün

Mesajgönderen unutulur » 12.09.2008, 10:59

12 Eylül Darbesi
12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali, Türkiye'de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı. Bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürdü.12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Bu durum, siyasi partilerin sürekliliği konusunda tarihsel sorunlar yaşayan Türkiye'de siyasi temsilin demokratikleşmesi önünde yeni bir engel oluşturdu, siyasi gelenekler geçici de olsa alt-üst edildi.


Darbenin gerekçeleri  
Siyasi iktidarsızlık

12 Eylül 1980 askeri darbesinin gerekçeleri arasında ülkede yaygınlaşan siyasi cinayetler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birçok tur ardından Cumhurbaşkanı'nı seçememesi ve 6 Eylül günü Konya'da Necmettin Erbakan önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin şerîat amaçlı bir kalkışma girişimi olarak nitelediği Kudüs Mitingi gösterildi.

Ekonomik iktidarsızlık
12 Eylül öncesi dönemin son Başbakanı Süleyman Demirel'in "70 sente muhtacız" sözü ile özetlenen dış ticaret açığındaki artış ve döviz darboğazı ve işsizlik, kıtlık ve işyeri anlaşmazlıkları ile yoğunlaştı.

Siyasal ve toplumsal şiddet olayları Sağ - sol gerginliği bireysel ve kitlesel siyasi cinayetleri besledi.Emniyet Teşkilatı bile mensupları arasında kurulmuş olan Pol-Bir ve Pol-Der dernekleri diye ikiye bölünmüştü. Sağ ve sol siyasi hareketin önde gelen temsilcileri ve tanınmış birçok kişi sağ ve sol gruplara mensup militanlar tarafından öldürüldü. Darbe öncesinde siyasi cinayetlerin sayısı her gün 30'a yaklaşıyordu.

Dış siyaset etkenleri



Darbe öncesi
1 Şubat 1979'da Abdi İpekçi İstanbul Teşvikiye'de, 10 Eylül'de Türkiye İşçi Partisi Adana eski il başkanı Ceyhun Can yazıhanesinde, Çukurova Üniversitesi Rektör Vekili Fikret Ünsal evinin önünde, 19 Eylül'de Malatya Ülkü Ocakları eski başkanı Mürsel Karataş İstanbul Sultanahmet'te, 28 Eylül'de Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul , 19 Kasım'da eski Adalet Partisi İstanbul milletvekili İlhan Darendelioğlu İstanbul Beyazıt'ta, 20 Kasım'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Ümit Doğançay İstanbul Etiler Profesörler Sitesi'nde, 3 Aralık 1979'da, Fedai Dergisi sahibi yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir Agora semtinde, 7 Aralık'ta İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Cavit Orhan Tütengil İstanbul Levent'te, 11 Nisan 1980'de TRT İstanbul Radyosu prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu, 27 Mayıs'ta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak Ankara'da, 24 Haziran'da Milliyetçi Hareket Partisi Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok evinde eşi ve kızıyla birlikte, 15 Temmuz'da Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu Şişli'deki işyerinde, 19 Temmuz'da Nihat Erim İstanbul'da Dragos Deniz Kulübü'nden çıkarken, 22 Temmuz'da Maden-İş Sandikası genel Başkanı Kemal Türker İstanbul Merter semtinde silahlı saldırı sonucu öldürülmüştür.

Çankaya hükûmeti (21 Haziran - 21 Temmuz 1977)

İkinci Milliyetçi Cephe hükûmeti (21 Temmuz 1977 - 5 Ocak 1978

Motel hükûmeti (5 Ocak 1978 - 12 Kasım 1979)
22 Aralık 1977'de Bülent Ecevit, İstanbul Florya semtinde bulunan Güneş Moteli'nde daha sonra 11'ler olarak anılacak Adalet Partsinden ayrılan bağımsız milletvekillerden Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu, Mustafa Kılıç, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Tuncay Mataracı, Güneş Öngüt, Orhan Alp, Ahmet Karaaslan, Hilmi İşgüzar, Oğuz Atalay ile görüşmüş ve yeni kurulacak hükûmetteki bakanlık koltuğu karşılığıyla Demirel hükûmeti aleyhindeki gensorunu desteklemesi konusunda anlaşmıştı. 31 Aralık'te İkinci Milliyetçi Cephesi hükûmeti düşürülmüş ve 5 Ocak 1978'de 229 güven oyunu sağlayan Ecevit Üçüncü Ecevit hükûmetini kurmuştur. Bakanlık koltuğunu istemeyen Oğuz Atalay dışındaki 10 kişiye bakanlık verilmiştir. Adalet Partisi bu duruma "Bir oya bir bakanlık" diyerek eleştirmiş ve bu hükûmet "Motel hükûmeti" olarak anılmıştır. Demirel bu hükûmetin gayrimeşru olduğunu iddia ederek Ecevit'e başbakanı demeden "hükûmetin başı" olarak hitap etmiştir

Kahramanmaraş katliamı Kahramanmaraş olayları, 19 Aralık-26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen, Cumhuriyet tarihinin en önemli katliamlarından biridir. 12 Eylül Darbesine gerekçe olarak kullanılan ya da hazırlanan olaylardan biri olarak kabul edilir. Olayların gerçekleştiği dönemde, Kahramanmaraş Vali Vekili görevinde Abdülkadir Aksu bulunmakta idi. [1] Bülent Ecevit'in arşiv belgelerine göre MİT ve Alparslan Türkeş'in birlikte düzenledikleri bir hadisedir. [2]

Katliamda sol görüşlü kişiler ve Aleviler hedef alınmıştır. [3] Günlerce süren saldırıları önlemekte yerel güvenlik güçleri yetersiz kalınca Kayseri ve Gaziantep'ten askeri birlikler gönderildi. Bu arada İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı istifa etti ve yerine Hasan Fehmi Güneş getirildi.

Olaylar nedeni ile Diyarbakır, İzmir, Suriye-İran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen iller de dahil olmak üzere birçok ilde sıkıyönetim ilanı gündeme gelmiş ve 26 Aralık 1978 saat 07.00 den itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Antep, Kars, Malatya, Sivas ve Urfa olmak üzere, toplam 13 ilde Sıkıyönetim ilan edilmiştir. Daha sonra bu İllerin sayısı arttırılmıştır.[4]

Sıkı yönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açılmış; sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafindan bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır.[kaynak belirtilmeli]

Ceza alanların cezaları da; 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle, ertelenerek serbest birakıldılar. [5] Bu kişilerden bazıları daha sonra milletvekili olarak TBMM çatısı altında yer aldılar. [6] [7]

Olaylardan sonra Maraş`ta yaşanan yoğun göç nedeni ile sol görüşlü ve Alevi yurttaşların büyük çoğunluğu Maraş'ı terk etmiştir.


Kerhen MC hükûmeti (12 Kasım 1979 - 12 Eylül 1980)  

14 Ekim ara seçimleri  
14 Ekim 1979'da yapılan seçimlerde AP ikinci parti olarak çıkmış olmasına rağmen Bülent Ecevit'in istifa etmesiyle Süleyman Demirel'e hükümeti kurma yetkisi verildi
Yüz Gün Planı"  [değiştir]Ana madde: 43. Cumhuriyet HükümetiÜçüncü Ecevit hükûmetinin istifasından sonra Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Selamet Partisi'nin hükûmete alınmasına karşı çıktığı için Üçüncü Milliyetçi Cephesi gerçekleştirilemiş ve 12 Kasım 1979'da Süleyman Demirel'in başbakanlığında azınlık hükûmeti kurulmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi bu hükûmeti dışarıdan desteklemiştir. Demirel "Yüz Gün Planı"nı açıklayarak anarşi ve enflasyon olmak üzere iki temel sorununu 100 günde çözeceğini iddia etmiştir. Bu plan tartışmalara yol açmış ancak tartışma yüz günün hükûmetin güvenoyu aldığı 25 Kasım 1979'den itibaren mi yoksa Demirel'in Plan'ı açıkladığı 8 Aralık 1979'dan mı sayılacağı konusuna odaklanmıştır.


TSK'nın Uyarı Mektubu  
27 Aralık 1979'da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Ulusu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'un imzasını taşıyan, ülkedeki iç karışıklıkla ilgili bir uyarı mektubu Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gönderildi. 1 Ocak 1980'de Çankaya köşkünde Kenan Evren ve kuvvet komutanlarıyla bir görüşme yapıldı.

"Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin bugünkü hayati sorunları karşısında siyasi partilerimizin bir an önce, milli menfaatlerimizi ön plana alarak, anayasamızın ilkeleri doğrultusunda ve Atatürkçü bir görüşle bir araya gelerek anarşi, terör ve bölücülük gibi devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı bütün önlemleri müştereken almalarını ve diğer anayasal kuruluşların da bu yönde yardımcı olmalarını ısrarla istemektedir."



24 Ocak Kararları   24 Ocak Kararlarının mimarı "Sandaliyesiz Bakan" Turgut ÖzalAna madde: 24 Ocak Kararları
Ekonomik olarak yaşayan istikrarsızlık, üretimin azalması ve karaborsacalığın oluşması gibi nedenlerin ortadan kaldırılması için kamu harcamalarının sınırlandırılması,ücretlerin düşürülmesi,serbest döviz kuru gibi ekonomik önemlemler alınması kararlaştırılmıştır. Bunun için Süleyman Demirel Turgut Özal'ı başbakanlık müsteşarlığına atadı ve IMF ile bu kapsamda bir anlaşma imzalandı

Kadayıfın Altı"  
Necmettin ErbakanŞubat 1980'da Milli Selamet Partisi başkanı Necmettin Erbakan Demirel hükûmetini kerhen (istemeyerek) desteklediğini açıkça dile getirmiştir. Bundan 43. Cumhuriyet Hükümeti "Kerhen MC (Milliyetçi Cephe)" olarak anılmaya başlamıştır.

"Kadayıfın altı kızarmadan bu hükûmeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfn altının kızarmasını bekleyeceğiz. Evet bir ay daha kan ve gözyaşı." (Necmettin Erbakan, 13 Mart 1980 tarihli basın toplantısı)

"18 Mayıs'a MSP il başkanları toplantısına kadar bekleyeceğiz. Kadayıfın altının kızarıp kızarmadığına bakacağız." (Necmettin Erbakan, 23 Nisan 1980 tarihli basın toplantısı)

Bayrak Harekâtı  
Alparslan Türkeş17 Haziran'da Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları ve Genelkurmay II. Başkanı Necdet Öztorun'u çağırmış ve kod adı "Bayrak Harekâtı" olan bir darbenin 11 Temmuz 1980'de gerçekleştirilmesi bildirmiştir:

"Bayrak Planı'nın uygulanmaya giriş günü: 11 Temmuz 1980; saati ise: 04.00'tür..."

Ancak 2 Temmuz'da Süleyman Demirel hükûmeti güvenoyu aldığı için ertelenmiştir. Ve daha sonra 28 - 31 Ağustos'ta "5 Eylül 1980'den itibaren her an hazır olunması" bildirilen "Bayrak Harekâtı" emirleri özel kuryelerle komutanlara teslim edilmiştir.



Çorum katliamı  
Çorum katliamı, Çorum'da 1980 Mayıs-Temmuz aylarında meydana gelen sağ-sol ayrımı temelinde, mezhep çatışması yüzünden Çorum ilinde ortaya çıkan kanlı olaylar. 57 Alevi ve sol görüşlü yurttaşın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar

Olaylar öncesi ortam  [değiştir]Olaylardan hemen önce Çorum Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınarak yerine Tunceli'de görev yapmış olan Nail Bozkurt atandı. Milli Eğitim Müdürlüğü'ne MHP'li Fethi Katar getirildi. Çorum valiliğine Rafet Üçelli atandı. 40'a yakın polis memuru başka illere nakledildi. [2]

1980 yılındaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlama hazırlıkları sırasında kızların kıyafetleri bahane edilerek şu bildiri dağıtıldı:

"Müslüman namusuna sahip çık"
"19 Mayıs gösterileri adı altında yine namus bacılarımızın iffet ve hayasına kahpeçe ve haince saldıracak bir gün geliyor. Yüreklerimizi parçalıyor, içimize kan akıtılıyor."
"Yine müslüman evlâdı kan ağlamaya kafir düzen tarafından soyularak, en müstehcen ve kepaze kılıkta teşhir edilecektir. Bin yıllık mübarek tarihimize bundan büyük bir leke sürülebilir mi? Kurtuluş Savaşında namusunu Yunan eli kirletmektense ölmeyi tercih eden mübarek ninelerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ey müslüman, düşün, süngüyle ama karnında çocuk çıkarken zihniyetle bu zihniyetin farkı ne? Namazını kıl, orucunu tut yeter; karışan mı var diyen gafil müslüman sen de düşün... Düşün ki, haddini bilmeyenlere bildirelim hadlerini. Şu haris-i Şerifi asla unutma, haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Ne mutlu canı ile, kanı ile, malı ile CİHAD edenlere..."
"İslâmcı Gençlik"

Gün Sazak'ın öldürülmesi ve protestolar  [değiştir]Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) önde gelen isimlerinden Gün Sazak'ın 27 Mayıs 1980'de kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından öldürülmesiyle Çorum'da da gerginlik arttı. Alevi ve Sünni mahalleleri arasında barikatlar kuruldu ve sokağa çıkma yasağına karşın, çatışmalar oldu.

Bu suikasti protesto etmek üzere ülkenin farklı yerlerinde eylem yapan MHP taraftarı ülkücülerin gösterileri şiddet olaylarına dönüştü. Sivas'ta 28 Mayıs Çarşamba günü, Çorum’un en işlek caddesinde, çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan ülkücüler “kanımız alsa da zafer İslâmın, Kana kan, intikam” sloganlarıyla yürüyüşe geçtüler. Yürüyüşte cadde üstündeki çok sayıda dükkân zarar gördü. Aynı şekilde 29 Mayıs'ta yapılan gösteriler sırasında da çok sayıda ev ve iş yeri ateşe verildi. Çorum'daki gösteriler sırasında da TÖB-DER üyesi bir öğretmen ülkücüler tarafından öldürüldü, bir çok dükkan tahrip edildi. Kentin çevre il ve ilçelerle bağlantıları göstericiler tarafından kesildi. Alevilerin ve solcuların,göstericilere karşılık vermeye başlaması üzerine, olaylar çatışmaya dönüştü ve askeri birlikler bölgeye müdahale etti.

Mayıs ayında yaşanan bu gerginlik askeri müdahaleye karşın devam etti. 30 Haziran'da MHP yanlısı bir işadamına ait bir otomobilden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) taraftarlarının ve diğer solcuların yoğun olduğu bölgelerde sivillerin üzerine ateş açıldı.

1 Temmuz sabahı da bazı mahallelerde ve SSK çevresinde halkı "cihata" çağıran bildiriler dağıtıldı. Aynı günün akşamında Emniyet Müdürü Hasan Uyar'ın emri üzerine, sol çevreden ve Alevi önde gelenleri arasından pek çok kişiyi gözaltına aldı. Aynı saatlerde Alevi mahallelerinde halkın üzerine ateş açıldı ve evler ateşe verildi. Bir çok insan rehin alınıp işkenceye maruz kaldı. Olaylar sırasında 4 kişi öldü. Ertesi gün kentin giriş çıkışlarını kontrol altına alan ülkücüler pazar için kente gelen Alevi köylülerin traktörlerini ve mallarını yakıp, işkence yaptılar.

Cuma namazını kılmakta olan (4 Temmuz 1980) cemaat, Komünistler Alaeddin Camii'ne silah ve bombalarla saldırdılar gibi asılsız haberlerle kışkırtıldı.Halk, sokaklara dökülünce, olayın hazırlayıcıları eyleme geçerek evlere, iş yerlerine saldırdılar.

Bunun sonucunda Ulu Camii yakınında bir işçi öldürüldü. Milönü Mahallesi girişinde bulunan Alaaddin Camii hoparlörlerinden "Allah Allah" sesleri yayınlanmaya başlayınca, yeniden saldırıya uğradığını düşünen mahalle halkı mahalle çıkışına doğru kaçmaya başladı. Bu kitlenin üzerine hem ülkücüler, hem de polis tarafından ateş açılması sonucu bir çok kişi öldü ya da yaralandı. Aynı zamanda TRT'nin akşam haberlerinde Çorum'daki olayların "Alaaddin Camii'ne ateş açılmasıyla başladığını" duyurması galeyanın devam etmesine yol açtı.

5 Temmuz'da solcuların yoğun bulunduğu Milönü Mahallesi'nde polis solculara karşı yeni tutuklamalar başlattı. Bir yandan da çevre kentlerden ve köylerden ülkücüler Çorum'da birikmeye başladılar.

Olaylar sırasında Alevi mahallelerinden ülkücüler tarafından rehin alınan 10 kişi MHP il başkanı İsmail Taştan ve Çorum Ülkücü Gençlik Derneği başkanı Seydi Esenyel'in talimatlarıyla öldürüldü.[kaynak belirtilmeli]

Olaylar sırasında toplam 57 öldürülen insanın yanı sıra, iki yüzü aşkın kişi de ağır yaralandı. Üç yüze yakın bina tahrip edildi. Altı yüz kadar aile göçe zorlandı. Çorum Katliamı, Kahramanmaraş Olayları ile birlikte sağ görüşlülerin, Alevilere ve sol görüşlülere yönelik en büyük katliamlarından biridir.




Fatsa nokta operasyonu  14 Ekim 1979'de yapılan ara seçimler sonrası Dev-Genç'e yakınlığı ile bilinen bağımsız aday Fikri Sönmez Fatsa Belediye başkanı oldu. Belediye direniş ve halk komiteleri şeklinde örgütlenmişti. [3] 8 Temmuz 1980'de askeri birlikler Fatsa ilçesine gönderilmiş ve 9 Temmuz 1980 tarihinde Kenan Evren ordu komutanlarıyla beraber inceleme yapmak için Fatsa'ya gitmiştir. Bakanlar Kurulu tarafından, «Küçük terör odaklarında» baskınlar yapılmasına ilişkin kararla 11 Temmuz sabah erken saatlerinde asker ve polis "nokta operasyonu" düzenlenmiş ve Fatsa Bağımsız Belediye Başkanı Fikri Sönmez ile beraber 300 kişi gözaltına alındı bunlardan 250 kişi 15 Temmuz'da serbest bırakıldı[4] 12 Temmuz'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve kaymakam görevden alındı.[4] DİSK genel başkanı ise Demirel'i Çorum'u unutturmak için Fatsa olayını yaratmakla suçladı.[4]Sönmez 18 Temmuz'da tutuklanarak 12 Eylül'den sonra cezaevinde ölmüştür.

Kenan Evren 25 Ekim 1982'de Trabzon gezisi sırasında yaptığı bir konuşmada bu olayla ilgili şu sözleri sarfetti:


Ve yine biliyorduk ki, Fatsa kurtarılmış bir kasaba idi. Oralarda Devletin kanunları işlemiyordu. Buralarda vatandaşlar sorunlarını, Devletin ilgili makamlarına değil, mahalle komitelerine bildirmekte ve şikayetleri kendilerinin taktıkları isimle buralardaki (Halk Mahkemelerinde) neticelendirilmekte ve hatta bu halk mahkemelerinde ölüm cezaları dahi verilmekte ve bu cezalar sokak ortasında herkesin gözü önünde kurşunlanarak icra edilmekteydi. Böyle sokak ortasında, bu mahkeme kararlarının yerine getirildiği zamanları da biliyoruz



Zafer Bayramı ve Kudüs Mitingi  
Kudüs Mitingi
Necmettin Erbakan "Karadeniz şehirlerinden birisinde vefat eden bir din adamının cenaze töreni"ni bahane olarak göstererek 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın Anıtkabir'deki kısmı ile Genelkurmay Başkanlığı'nda yapılan kutlama törenlerine katılmamıştır.[6]

23 Temmuz 1980'de İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesine sonucu Milli Selamet Partisi 6 Eylül Cumartesi günü Konya'da "Kudüs'ü kurtarma yürüyüş ve mitingi" düzenlemiştir. Bu mitinge 100 bin kişinin üzerinde katılım olmuş,bazı kişiler şalvar, cübbe ve sarıkla, eski harflerin bulunduğu pankartlarla gelmiş ve "Şeriat gelecek, vahşet bitecek", "Dinsiz devlet, yıkılacak elbet" gibi sloganlar atmışlardır.Miting sırasında okunan İstiklal Marşı topluluk tarafından yuhalanmıştır.

Necmettin Erbakan mitingi partilerinin yapmadığını belirtir:

"Konya Mitingini MSP olarak biz yapmadık. Bütün partilerin sahip çıkması için bir tertip heyeti düzenlendi ve önemine binaen, bütün partileri ve liderleri davet etti." [7]

Ancak dönemin MSP'li Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler, mitingin MSP tarafından düzenlendiğini, hatta kendisinin mitingten önce Necmettin Erbakan ve Oğuzhan Asiltürk'le, Ankara'da MSP Genel Merkezi'nde bu mitingi iptal ettirmek için görüştüğünü, iptal ettiremeyince MSP'den istifa ettiğini, fakat bununda kabul edilmediğini yıllar sonra belirtir

Darbe


Milli Güvenlik Konseyi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi, radyodan okunan ilk bildiriye göre:

İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur

12 Eylül tarihli 2 numaralı bildiriyle ülke genelinde 13 sıkıyönetim bölgesine 13 general sıkıyönetim komutanı olatak atanmıştır. 7 numaralı bildiriyle siyasi partilerin faaliyetleri yasaklanmış olduğunu ve Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki derneklerin faaliyetlerinin de durdurulmuş olduğunu duyurulmuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere polis teşkilatı Jandarma Genel Komutanlığının emrine verilmiştir.

20 Eylül'de Kenan Evren eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülend Ulusu'yu başbakan olarak görevlendirmiş ve 21 Eylül'de Ulusu'nun sunduğu bakanlar kurulu listesi Milli Güvenlik Konseyi tarafından oyanlanmıştır.



Bir mesaj attığınızda devamını ekleyebileceğim .
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen nevada5001 » 12.09.2008, 17:56

Herkesin ellerine sağlık araştırmalardan dolayı. Gerçekten etkilendim ve de yaşanan olayları duyunca tüylrim ürperdi. Ülke o günlerden bu günlere gelmiş ne güzel. O günleri yaşamadığım için çok mutluyum. [-X [-X [-X [-X [-X
nevada5001
Genel Moderatör
Genel Moderatör
 
Mesajlar: 823
Kayıt: 22.03.2007, 18:01
Konum: Adana


0 kez teşekkür etti.
0 mesajına 0 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen unutulur » 12.09.2008, 18:39

Hamzakoy ve Uzunada
Bülent ve Rahşan Ecevit, Nazmiye ve Süleyman Demirel (Hamzakoy, Gelibolu)

Süleyman Demirel'e gönderilen tebliğDarbenin gece 3:00'da ilanından sonra aynı gün sabah saat 5:30'da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'a Genelkurmay başkanı Kenan Evren tarafından birer tebliğ gönderildi. Tüm tebliğlerde : "TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz" ifadesiyle birlikte gidecekleri adresler belirtilmektedir. Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel için Hamzaköy Gelibolu adresi belirtilirken, Necmettin Erbakan'a ise Uzunada İzmir adres olarak verilir. [10]

Ecevit ve Demirel eşleriyle birlikte aynı uçakla Hamzakoy'a götürülür. Yaklaşık bir ay boyunca, 11 Ekim 1980'e kadar burada kaldılar. Necmettin Erbakan aynı gün uçakla Uzunada'ya götürülür. Alparslan Türkeş evinde bulunamadığı için Milli Güvenlik Konseyi, 13 Eylül'de bir bildiri ile teslim olmaması halinde suçlu duruma düşeceğini belirtir.[11] Bunun üzerine 14 Eylül'de Ankara Merkez Komutanlığına teslim olur ve Uzunada'ya

Karşı Darbe girişimi 


MHP Davası12 Eylül dönemi  [değiştir]Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları tarafından oluşturulan askeri yönetim Milli Güvenlik Konseyi adı altında 1983 genel seçimine kadar Türkiye'ye ilişkin tüm kritik kararları aldı.


"Asmayalım da besleyelim mi?"  [değiştir]Darbeden sonra ilk idam edilenler 9 Ekim 1980 tarihinde ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ve sol görüşlü Necdet Adalı olmuştur. Daha sonra 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edilen Erdal Eren'in idam kararı Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmiş olmasına karşın, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevi'nde infaz edildi. [12] Erdal Eren'in idamına ilişkin [13] Kenan Evren 3 Ekim 1984'de yaptığı Muş gezisi sırasındaki konuşmada şunları söylemiştir:

"Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan, bu Mehmetçiklere silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?"


1402'likler 
6 Kasım 1981'de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile YÖK kuruldu.[14] Bundan sonra 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik maddelerince özellikle solcu olduğu düşünülen 71 Üniversite personeli YÖK tarafından görevlerinden uzaklaştırıldı. [15] İlk uzaklaştırmalar Şubat 1983'de başladı. [16] Genelkurmayın açılamalarına göre toplam 4891 kamu personeli görevden alınmış ve 38 profesör, 25 doçent, 10 yardımcı doçent'in 1402'lik olmuştur. Ancak 1402'lik olmasını istemediğinden bizaat istifa yolunu seçenleri dahil edildiğinde 20.000' civarında olduğu öne sürülmektedir


1982 Anayasası 

7 Kasım 1982 yılında yapılan Halkoylamasıyla %82.7 evet oyuna karşılık, %8.6 hayır oyuyla kabul edildi. Oy kullanırken iki renk hakimdi: Mavi renk hayır, beyaz renk evet demekti. Kenan Evren yaptığı konuşmalarla halkı mavi oy vermemesi konusunda telkin ediyor[17]ve çeşitli gazetelere mavi renkle ilgili sansür uygulanıyordu. [18]

Darbe ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını değiştirildi ve askeri yönetimin belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa, 1982 yılında yapılan ve aleyhte konuşmanın ve propaganda yapmanın yasak olduğu "güdümlü" referandumda, yüzde 92'lik "Evet" oyu ile büyük farkla kabul edildi. Halk oylamasında 'Hayır' oyu kullananları sandık başında baskı altında tutmak için rengi dışardan görünen oy pusulaları kullandırıldığı iddia edildi ama bu, Anayasa'nın çok büyük çoğunlukla kabul edilmesini açıklayan tek neden değildi. Anayasa'nın kabulünün bir başka önemli etkeni olarak, ihtilal öncesi iç savaş ortamı nedeni ile vatandaşların kendi hayatlarından endişe etmesi de ifade edilir.[19]

Aynı halk oylamasında, Kenan Evren otomatik olarak Cumhurbaşkanı seçildi. Kabul edilen Anayasa'da, askeri yönetim üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde, daha sonraki seçimlerle iktidara gelen hiçbir hükümet tarafından kaldırılmadı ve 12 Eylül liderlerinin dokunulmazlığı sürdü.


83 Rejimi  Zincirbozan  [değiştir]Siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin verilmiştir. Ancak Milli Güvenlik Konseyi'nin yayınladığı 31 Mayıs 1983 tarih ve 79 sayılı kararıyla Adalet Partisi'nden Süleyman Demirel, Ali Naili Erdem, Ekrem Ceyhun, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Yiğit Köker, İhsan Sabri Çağlayangil, Cumhuriyet Halk Partisi'nden Sırrı Atalay, Metin Tüzün, Celal Doğan, Deniz Baykal, Ferhat Aslantaş, Süleyman Genç, Yüksel Çakmur, Büyük Türkiye Partisi'nden Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan olmak üzere 16 eski siyasetçi 121 gün süreyle Çanakkale Lapseki ilçesindeki Zincirbozan askeri üssünde zorunlu ikamette tabi tutulmuştur.

Millî Güvenlik Konseyi'nin yeni kurulan partilerin kurucularını veto etmesi ve bazı partilerin ülke genelindeki gerekli teşkilatlanmayı seçim dönemine yetiştirememeleri nedeniyle 6 Kasım 1983 genel seçimlerine katılmasına izin verilmeyen Büyük Türkiye Partisi'nin devamı nitelinde olan Doğru Yol Partisi, Sosyal Demokrasi Partisi ve Refah Partisi'ne "Yasaklılar", Milli Güvenlik Konseyi tarafından genel seçimlere katılmalarını uygun bulunan Emekli Orgeneral Turgut Sunalp'in liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi, eski Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp'ın liderliğindeki Halkçı Parti ve 24 Ocak Kararları'nı hazırlayan Turgut Özal'ın liderliğindeki Anavatan Partisi'ne "İcazetliler" ve ya "6 Kasım partileri" denilmiştir.


Devlet Güvenlik Mahkemeleri


Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM), Türk hukuk sistemine 1982 Anayasasıyla girmiş ve bir dönem "cumhuriyeti ve devletin iç ya da dış güvenliğini ilgilendiren" davalara bakmış ancak daha sonra kaldırılmış olan mahkemelerdir. Yapılan değişiklikle bu türden davalar, belirli ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmiştir.


Değişiklik öncesi T.C. Anayasası 143. madde  Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur. (Ek cümle: 18.6.1999-4388/1 md.) Ancak, sıkıyönetim ve savaş haline ilişkin hükümler saklıdır.



ABD'nin rolü  Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi Başkan Jimmy Carter'a "bizim çocuklar işi bitirdi" anlamında bir mesajın, bir toplantının ortasında iletildiğinin anlaşılması, 12 Eylül'de ABD'nin rolü konusunu da tartışmalara açtı. İlk kez Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül 04.00 (1984) adlı kitabında ortaya atılan, 12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın your boys have done it -- senin çocuklar işi bitirdi - anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. Paul Henze 2003 yılında Zaman Gazetesi'ne verdiği demeçte sözlerinin Mehmet Ali Birand'ın uydurması olduğunu belirtmiş, ancak kısa bir süre sonra Birand 2007'de Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak Henze'i yalanlamıştır

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması  2004 yılında konuyla ilgili Anayasa değişikliği teklifinin [1] TBMM tarafından kabul edilmesiyle [2], Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. Önceden bu mahkemelerin görev alanına giren davalar, belirli ağır ceza mahkemelerinin görev alanına alınmıştır



Sıkıyönetim uygulamasının kaldırılması
  [değiştir]Sıkıyönetim uygulamasının tarihlere göre kaldırıldığı iller

19 Mart 1984 Bilecik, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, İzmir, Sinop
19 Temmuz 1984 Afyon, Amasya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Çorum, Muğla, Nevşehir, Niğde, Rize, Sakarya, Tekirdağ, Yozgat
19 Kasım 1984 Denizli, Giresun, Kayseri, Konya, Manisa, Uşak
18 Mart 1985 Antalya, Bursa, Eskişehir, Hakkari, İçel, Kocaeli, Malatya, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Tokat, Zonguldak
19 Temmuz 1985 Ankara, Artvin, Edirne, Erzincan, İzmir, Ordu
19 Eylül 1985 Trabzon
19 Kasım 1985 Adana, Adıyaman, Ağrı, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kars
19 Mart 1986 Bingöl, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa
19 Mart 1987 Van
19 Temmuz 1987 Diyarbakır, Mardin, Siirt



Darbenin sonuçları  650.000 kişi göz altına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi -kaçarken- vuruldu.
95 kişi -çatışmada- öldü.
73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.



İlgili filmler 
‎
"Coup/Darbe - A Documentary History of the Turkish Military Interventions" belgeselinin DVD kapağı1986 - Sen Türkülerini Söyle (Şerif Gören)
1986 - Dikenli Yol (Zeki Alasya)
1986 - Prenses (Sinan Çetin)
1986 - Ses (Zeki Ökten)
1987 - Av Zamanı (Erden Kıral)
1987 - Kara Sevdalı Bulut (Muammer Özer)
1988 - Sis (Zülfü Livaneli)
1988 - Kimlik (Melih Gülgen)
1989 - Bütün Kapılar Kapalıydı (Memduh Ün)
1989 - Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran)
1990 - Bekle Dedim Gölgeye (Atıf Yılmaz)
1991 - Uzlaşma (Oğuzhan Tercan)
1994 - Babam Askerde (Handan İpekçi)
1995 - 80. Adım (Tomris Giritlioğlu)
1998 - Gülün Bittiği Yer (İsmail Güneş) Fragman
1999 - Eylül Fırtınası (Atıf Yılmaz)
2000 - Coup/Darbe - A Documentary History of the Turkish Military Interventions (Belgesel, Elif Savaş Felsen)
2004 - Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan)
2005 - Babam ve Oğlum (Çağan Irmak)
2006 - Beynelmilel (film)
2006 - Eve Dönüş (Ömer Uğur) Fragman
2007 - Zincirbozan (Atıl İnaç) Fragman
2008 - O... Çocukları (Murat Saraçoğlu)

İlgili diziler  
2004 - Çemberimde Gül Oya
2007 - Hatırla Sevgili

İlgili Şarkılar
Hasan Mutlucan, 'Yine de Şahlanıyor'
Cem Karaca, 'Raptiye Rap Rap' (1992)
Fikret Kızılok 'Demirbaş' (1995)
Suavi 'Eylül' (1996)
Mor ve Ötesi, 'Darbe' (2006) Dinle
Teoman ve Yavuz Bingöl, 'İki Çocuk' (2006) [/b]

Vikipedi



Mesajımı okuyarak vede cevap yazarak yazımın kalan kısmını eklememe yardımcı olan  kardeşime teşekkür ediyorum.
Bu gün benim için önemli hepimiz için önemli olmalı, o günleri bir daha yaşamamak adına.
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen zorbey85 » 12.09.2008, 21:06

12 Eylül darbesini yapanların derhal yargılanması lazım. Demokrasinin gereği budur. Bu ülkede herkese yaptığı ödettirilmelidir!
zorbey85
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 152
Kayıt: 19.11.2006, 15:59
Konum: Nevşehir


0 kez teşekkür etti.
0 mesajına 0 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen unutulur » 12.09.2008, 22:38

bugün on iki eylül belki de dün

oğlum ve zorba yaşıttırlar
ama anılarım kadar tanışırlar

o günlerde
asılsız bir şenlik sunmuşlardı bize
ruhu acıtan
kanatan
erler komutan
işkence antrenman
devinime vurulan cop
yamandı yaman


ölüme çarpılan bedenler olmadı salt
yorulmak bilmez ellerimizdeki yürek atışları
zincire vuruldu tek tek

şimdi sersemlemişse geleceğin düşleri/puhu kuşu duyarsızlığına yeniksek/duyulmaz olmuşsak/bir elin parmakları kadar
seyrelmişsek/sokaklarda arıyorsak bizim yaşlı çocukları şimdi

marmariste
hamamdaki karıları çizenin
tırnaklarındaki gül kurusu kan kalıntılarının
hesabını vermemesindendir

bağıramıyorsak yarın düşmanlarının yüzüne/her köşede pusu bekleyen ürkeklik kazınmışsa içimize
korkunun efendi kesilmesinden değil yüreğimize
gümüşlük koyunda mangal partisi veren paşanın
tükürülmediğindendir yüzüne

şimdi
şimdi çocuk delişmenliği hapsedilmiş yaşlı
bedenlerimizi dinazor tuhaflığında görüyorsa gün
zayıflamasından değil hayat bağlarımızın
görmeyi tanımamışlığındandır
yeni yetme yüreklerin

selah
06:35
13 09 2004
Dost elinden gel olmazsa varılmaz,
Rızasız bahçanın gülü derilmez.
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.
Gönülden gönüle giden yol, gizli gizli.
Kullanıcı avatarı
unutulur
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 2197
Kayıt: 26.12.2007, 16:42
Konum: Ankara


124 kez teşekkür etti.
59 mesajına 86 teşekkür aldı.

Ynt: 12 Eylül Darbesi

Mesajgönderen venom » 13.09.2008, 00:40

Zaman ayırıp araştırmışsınız. Emek harcamışsınız. Bilgiler için çok teşekkür ederim.
Yoluna baş koymaya hazırım ya, başını da yollarımda isterim, unutma!
Kullanıcı avatarı
venom
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 636
Kayıt: 02.03.2008, 15:38
Konum: 36-42 Kuzey Paralelleri; 26-45 Doğu Meridyenleri


30 kez teşekkür etti.
29 mesajına 45 teşekkür aldı.


Sonraki

Dön Türk Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir